Sepetinizde [0] ürün bulunmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

 Hipnoz Nedir?

 Hipnoz, kendiliğinden oluşan doğal bir zihin durumudur.

İnsan ırkı var olduğu sürece , hipnoz vardı ve var olacak.. Hepimiz, bu kendiliğinden oluşan zihin durumunu, bilmeden, farkında olmadan sürekli kullanırız.

 Hipnoterapi nedir ve nasıl işe yarar?

 Sorun bahçenizdeki yabani otlar gibi bilinçaltında kök salmıştır.

Bir an zihninizin evinizin önündeki bahçe olduğunu düşleyin.
Ne kadar özenli bakılan bir bahçe olsa da çok yakından baktığınız zaman güzel bitkilerin arasında mutlaka birkaç demet yabani ot bulursunuz.
Yabani otlar ilginçtir, çünkü kolay yok olmazlar.
Yine de bahçenin çoğu bitkisi, güzel ve bakımlı çimler, bitkiler ve çiçeklerle donanmıştır. (kendi hakkınızdaki güzel şeyler).

Hipnoterapi gerçek sorunun köküne ulaşır.

sorunların kökü bilinçaltındadır
Bahçede toprağın altında kalan bitki kısımları ve kökler bilinçaltını temsil ederler.
Otların bulunduğu toprağın hemen yüzeyi, kolay görünen kısım olan bilincimizdir.

Kendinizin ve herkesin görebileceği şekilde büyüyen yabani otlar ise hoşlanmadığımız bölümdür.
Hoşlanmadığımız şeylerimiz tırnak yeme gibi basit kötü huylar, ya da sigara içmek, fobiler (anlamsız korkular) hatta mide ülseri gibi önemli şeyler olabilir.

Tıpta bazı tedaviler, sadece davranışla ya da görünen semptomla ( hastalığın belirtileri) uğraşır.

Bu yöntem yabani otları budamakla eşdeğerdir.
Otların tekrar büyümesi kaçınılmazdır.
Kısa süre için kendinizi iyi hissedersiniz. Diyet yaparak kilo vermek gibi.
Bir süre sonra kilolar geri döner. Çünkü kilo almanın esas nedeni asla ortadan kaldırılmamıştır.
O zaman umutsuzluğa düşer, üstüne daha fazla kilo alırsınız (daha fazla yabani otlar!).

Uygun yöntemle yapılan hipnoterapi sorunu kökünden halleder. Hipnoterapi ile değişim isteyen kişinin sorunu başlatan durumu, düşünceyi, yada fikri açıklıkla anlaması sağlanır.
Eğer kökler temizlenirse sorun ortadan kalıcı olarak kalkar.

Hipnoterapi en alttaki tuğlayı çeker

Sorunun gelişmesi tuğlaların yandaki şekildeki gibi üst üste yığılmasına benzer.

Tuğlaların tepe üstü yığılmalarına dikkat edin. En alttaki tuğla tüm sorunu başlatan yaşamınızdaki ilk olaydır (genellikle de unutulmuş bir olaydır).

Geçmişinizde oluşan bu olay, düşünce ya da fikir yabani otların tohumu gibidir.
Kendi başlarına pek önemi yoktur. Ama takip eden gün ay veya yıllardaki benzer olaylarla güçlenir, beslenir
(tuğlaların daha sonraki katları) ve can sıkıcı ciddi belirtiler oluşturur ( tuğlaların en üst katı).

Üst kattaki her bir tuğla farklı bir belirtiyi, sürekli yemeyi, baş ağrılarını, kendine güvensizliği, ilaç alışkanlığını vs. temsil eder. (toprağın üzerinde havaya doğru büyüyen yabani otlar gibi).

Doğru ve ustalıkla uygulanmış hipnoterapi tüm diğer tuğlaları bir arada tutan en alttaki tuğlayı (ilk olayın gücü) alttan çeker ve kaldırır. En dipteki tuğla çekildiği zaman tüm sorun ve belirtiler yıkılır, dağılır.

Hipnoz Neden Etkilidir? 

 BİLİNÇ VE BİLİNÇALTI

İnsan zihnini bilinç, bilinçaltı ve bilinç dışı olarak değişik bölümlere bölerek inceliyoruz.. Tabii beynimizde böyle, şurası bilinç şurası bilinçdışı diye sınırları belli alanlar yok..
Aslında zihin olayı sadece beyinle sınırlı değil. Zihin sade bir yönetim merkezi. Zihin tüm beden ve insan varlığını kaplayan bir kavram.
Bu bir kavram.. ama gerçek bir kavram..

Bilinç dediğimiz zaman

Bilinç dediğimiz zaman şu anda farkında olduğunuz her şeyi anlatıyorum demektir.. bilinçaltı sorunlarımızın kaynağıdır Şu anda beni dinliyorsanız ancak benim sesimi duyarsınız.. Sokakta çalan kornayı duymazsınız.. Ama bilinç dışınız onu duyar ve işler..
Bilinciniz bir anda en fazla yedi ile dokuz arası bilgi parçasını işleyebilir..
Yani şu anda size aklınızda tutmanızı söyleyeceğim 11 rakamı bir ilişkilendirme yapmadan aklınızda tutamazsınız ya da bir an tutarsınız ama o anda size başka bir soru sorsam ve siz onu yanıtlasanız tekrar numarayı sorduğumda büyük olasılıkla unutmuş olursunuz. Ama bilinçaltınız onu beyninizde bir yerlere geçici olarak yazar.. Bilinciniz olayları analiz eder, mantık dediğimiz o süzgeçten geçirir.. Bilinçaltımız ise geniş bir bilgi bankasıdır.. Bir bilgisayarın hard diskidir.

Bilinçaltı

Bilinçaltı değerlerimizi, inançlarımızı depolar, beden fonksiyonlarımız kontrol eder.
Bilinçaltı geniş bir bilgi bankasıdır.. Tüm yaşantımızdaki yaşadıklarımızı, acılarımızı, mutluluklarımızı, duygularımızı saklar..
İnançlarımız orada şekillenir.. Davranışlarımız, tepkilerimiz orada biçimlenir…
Bir olay karşısındaki duygusal tepkimiz burada birikmiş bilgilerin eseridir.. Gelecekle ilgili kaygılarımız buradan köken alır.

Bilinç yargılar! Bilinçaltı uygular!

bilinç nerede biter bilinçaltı nerede başlar

Bilincimiz bilinçaltında birikenleri yargılar, eleştirir, kabul eder, etmez.. Bilinç işine yaramadığına inandığı bilgileri bilinçaltına geri gönderir. Bu kötü birikmiş bilgi yaşamımızı yönlendiren bir parça olur.. Sigara, kötü yeme alışkanlığı, stresler, endişeler. Bizi biz yaparlar. Bilinçdışımız ise bedenimizde otomatik, istem dışında seyreden tüm olayları idare eder… Nefes almak, kalbin çalışması, barsakların çalışması gibi… Bilinçaltında oluşan duygular kendini bilinç dışında karşılık bulur..

Heyecanlandığınız zaman kalbiniz çarpar, utandığınız zaman yüzünüz kızarır. Stres karşısında mideniz kasılır.. Ya da sıkıldığınız zaman başınız ağrır.. İşte aslında bilinçaltı ile bilinç-dışının bu sıkı-fıkılığı bir çok hastalığın ve psikolojik sorunun nedenidir. Ülserler, barsak hastalıkları, ruhsal sorunların yol açtığı bir çok fiziksel bozukluk bu ilişkinin eseridir..

Yani bilinç-altındaki bir duygusal değişiklik ya da sürekli olumsuz uyarılar bedende kendini fiziksel bir rahatsızlık şeklinde ortaya çıkarır.. Ya da bir olumsuz alışkanlık şeklinde.. Örneğin tırnak yeme şeklinde… ya da bir tik şeklinde..

Neden Hastalanıyoruz?

 Duyguların Gizli Dili

Hipnozla iyileştirme yaparken esas olarak duygularla çalışırız. Bu nedenle hipnotik açıdan duyguların ne anlama geldiğini hem terapistin, hem de tedavi olacak kişinin anlaması, tedavinin etkinliğini ve alacağımız sonucun olumluluğunu arttırır. Duyguların ne işe yaradığını anlarsak, o duyguları yaratan olayları açığa çıkarıp, bilinçaltında yeni bir anlayış ve bakış geliştirirsek o duyguların yol açtığı fiziksel rahatsızlıktan, kötü huylarımızdan, beğenmediğimiz davranışlarımızdan ve hatta iyileşmeyen hastalıklarımızdan kurtuluruz.

Tüm Duygular İyidir

duygular bir amaca yöneliktir

İnsanlar bilinmeyenden korkma eğilimindedir. Kişinin kendini kötü hissetmesine neden olan duyguları kişi kötü olarak algılar. Ama çoğu zaman o içindeki kötü duygunun ne olduğunu bilmez. Bu nedenle içindeki hissi kötü olarak algılar.

Halbuki tüm duygular iyidir. Tüm duygular bir amaca yöneliktir. Sadece tanımadığımız, adını koyamadığımız, yanlış anlaşılan hisler kötü duygu olarak algılanır. Duyguların adını bilirsek, bize ne söylemek istediğini bilirsek, duygulara duygusal olmayan bir yolla yaklaşmasını öğrenirsek… Tüm duygular iyidir.

Duyguların lisanını öğrendikçe, bize ne söylemek istediğini öğrendikçe içimizdeki sıkıntı ve endişe azalır. Anlamak, kendimize olan güveni arttırır, bize yeni bir yol gösterir. Kendi kontrolümüzü elimize alırız.

Duygularımız Ne İçindir?

Amaçları bize bilgi vermektir. Bizi yönlendirmektir.. Daha doyurucu bir yaşam için…
Duygular bizim iç zekamızın, anlayışımızın ürünleridir… İhtiyaç arzu ve isteklerimize bağlı olarak gelişirler.
Doyurulmayan arzu ve ihtiyaçlar… yarattıkları huzursuzluk bizim bunları tatmin etmek için uğraşımıza bağlıdır.
Eğer onları doyurmak için bir çaba göstermezsek, ya da gösterdiğimiz çaba esas nedene yönelik değilse huzursuzluk gittikçe artar.

Emosyonel Resonans; Duygusal Titreşim

duygusal titreşim aşırı tepkiye yol açar

Duygularla ilgili tüm fiziksel değişiklikleri yaratan bilinçaltıdır. Duygularımızın kaynağı da bilinçaltıdır.
Yaşanmış olaylar bilinçaltında duyguların oluşmasına neden olur. Ama her deneyim bir duygu kaynağı değildir. Kişinin o deneyime bağladığı anlamın şiddeti, algılaması duygunun tipini ve şiddetini belirler.
Duygu saf bir motivasyondur. Harekete geçirici psikolojik bir baskıdır. Eğer bu his bastırılırsa o duygunun içindeki enerji de bastırılmış olur. Özellikle kızgınlık, korku gibi duyguları birikmiş kişilerde küçük bir olayda aşırı tepki gösterme riski vardır. Basit bir olay o hisle resonansa girer ve kişide olayla ilgisiz şiddette tepkiye neden olur.
Belli bir ruhsal durum, o anda yaşanan fiziksel değişikliklerle beraber bilinçaltında kodlanarak kaydedilir. Aynı hissi durumda aynı fiziksel olaylar tekrar edilir.
- Eski bir olayla aynı frekansı gösteren bir olay olduğunda emosyonel sistem resonans yapar.. ( aynı frekansta ses verir..)

Stresten Hastalığa Giden Yol

- İç ve dış stres fiziksel yapımızı belirleyen genetik zincirlerimizi gerer. Her bir organ için farklı zincir vardır. Herkesin organının dayanıklılığı farklıdır. Stres bu özel zayıf yerleri açığa çıkarır.
- Kronik stres ise : bağışıklık sistem bozuklukları, tansiyon, kalp, mide barsak sorunlarına neden olur. Stres azalınca zincir tamir olur.
- Geçmişten gelen ve karşılanmamış ihtiyaçları temsil eden duygular kişinin içinde sürekli bir kazanın kaynamasına neden olur. Şu anda kişiyi sıkan hiçbir olay olmasa da geçmişten gelen sorunlarını çözememişse kazan kaynamaya devam eder. Eğer gelecekle ilgili endişeleri de varsa bu da kazana ayrı bir yakıt olur. Kişi sürekli bir huzursuzluk duyar. Şimdisini rahat yaşayamaz. - Gelecekle ilgili endişelerimiz geçmişle ilgili benzer hissi olaylarla resonans yapar. Gelecekle ilgili endişelerimiz varsa aslında geçmişte yaşıyoruz demektir.
- Geçmişi temizlemek geleceği düzeltmek demektir.Bu olunca sadece şimdiyi yaşamaya başlarız.

Depresyona ve Kötü Alışkanlıklara Giden Yol

depresyon karar verme molasıdır

Duyguları bir otomobilin kontrol paneline benzetebiliriz. Birçok durum için farklı ışıklı göstergeler vardır. Yağ için, benzin için, motor ısısı için, elektrik sistemi için. Yanan her farklı ışık farklı bir olayı işaret eder. Örneğin benzin azalmışsa benzin göstergesinin ışığı yanar. İşte duygular bu yanan ışıklardır. Benzinin kendisi değildir. Duyguyu bastırmak o yanan benzin göstergesinin üzerine siyah bir bant yapıştırmakla eşdeğerdir. Eğer yanan ışığın benzin ihtiyacını gösterdiğini biliyorsak benzin alırız. O işaretin ne anlama geldiğini bilmiyorsak ama bir şeyleri işaret ettiğini biliyorsak o zaman bildiğini düşündüğümüz bir kişiden yardım isteyebiliriz. Ama ne olduğu hakkında hiçbir bilgimiz yoksa önemsemeyiz ve arabayı sürmeye devam ederiz. (sonucu malum!)
Şimdi benzin lambasının ne anlama geldiğini bilmezsem.. Orada bir ışık yanıyor ama..bu endişe verici bir durum.. bunu hissediyorum… Bu endişemi gidermek için… Çeldirici, unutturucu bir davranışa yönelirim..

Alkol, şeker, aşırı yeme, sigara, kokain, haplar, kumar.. alışveriş.. kuaför..
Kötü hisset – unutturucu davranışa yönel..Ama bu davranış sadece kullanıldığı an iyidir.. Sonra giderilmeyen sorun…tekrar çeldirici davranış ve kötü alışkanlık oluşur.. Ama tekrar başarısız olunca..
Kapana kısılmış.. Çaresiz.. Hüsran.. Hayal kırıklığı.. İhtiyaçları karşılanmadıkça yeni çareler aramaya başlar.. Yalnız kişi, bara gider, ama arkadaş yerine içki bulur..Halbuki yalnızlık arkadaş aramayı gerektirir.
Davranış devam ettikçe hüsran artar. Daha fazla hayal kırıklığı, ümitsizlik, acı, stres artar..

Depresyon; Vücudun Çare Bulmak İçin Verdiği Bir Moladır

Doğa burada bir emniyet sübapı koymuştur.. Depresyon.. Bazı insanlar bunu çalıştıramadan patlar.. ( cinnet, intihar gibi..) Artık depresyonda çözüm arama çabaları iflas etmiştir.. Depresyon karşılanamamış temel duyguların son varış noktasıdır.
Depresyona gidiş karlı havada lastikleri çevirmeye benzer.. Gaza bas.. Gaza bas.. Tekerlekler döner ama daha çok kara gömülür.. En sonunda yeter deyip başka çare ararsınız.. Motoru yakmadan, gaza basmayı bırakırsınız.. İşte depresyon budur.. başka çare aramak için vücudun verdiği bir moladır. kötü alışkanlıklar kötü duyguları bastıramaz Sigara, alkol, aşırı yeme, tırnak yeme gibi kişilerin kendilerinin de hoşlanmadığı kötü alışkanlıkların kaynağının tatmin edilememiş ihtiyaçları işaret eden duygular olduğunu anlamamız gerekir.

İşte burada artık hipnoterapist olarak devreye girebiliriz. Öncelikle çoğu zaman duygunun ne olduğunu kişi belirleyemez. O zaman açığa çıkarıcı teknikleri kullanarak duygunun ve bu duyguya neden olan olayların ortaya çıkarılması gerekir..

Hipnoz Neden iyileştirir?

İYİLEŞMENİN KAYNAĞI NEDİR?

Regresyon yaptığımızda, orada derinlikte sıkışmış olumsuzluğu yakalarız.

saf temizlik içimizde bulunmayı bekler.

İyileşmenin kaynağı geçmişi temizlemektir. Geçmiş içimizde canlı. Aslında onlar geçmiş değil. Şu anı etkiliyorsa geçmiş değil şimdidir.

Bilinçaltının saati bilincin saatiyle pek uyuşmuyor. Yaşamımızda da buna benzer olayları yaşarız ya da şahit oluruz.

Eski medeniyetlerden kalmış, topraktan yapılmış bir bardağa rast geldiniz mi? Eski medeniyetlerin yaşamış olduğu topraklarda gezerken, ayağınız bir cisme takılıyor. Bakıyorsunuz toprağa gömülmüş, topraktan yapılmış bir çanak. Toprağı kazıp çanağı çıkarıyorsunuz.

İçi çamur dolu. Çamuru şöyle bir boşaltıyorsunuz, içine temiz su koyuyorsunuz. Suya ne olur? Çamurlu su.
Suyu boşaltıyorsunuz. Çanağın dibindeki çamuru iyice kazıyorsunuz. Tekrar su. Yine bulanık. Dibindeki aşınmayı kazıyorsunuz. Su koyuyorsunuz yine bulanık. Ne yapacağız? O bozuk yüzeyi parlatmamız gerekir. Vernikle boşlukları kapatırız. Boyarız, cilalarız. Bardak artık temiz suyun temizliğini koruyacak hale gelmiştir.

İşte iyileşme amaçlı regresyon çalışmaları da benzer bir temizleme yapıyor. Olumsuzlukla, kötü ve bozuk düşünce ve inançlarla dolu bir ruha temiz düşünceler boşaltmaya çalışın. Ne alacaksınız? Çamur. Zihinsel bir çamur bulamacı.

Nedene doğru regresyon yaptığımızda, orada derinlikte sıkışmış olumsuzluğu yakalarız.
Buradaki olumsuzluğu salmak çanağın dibindeki çamuru kazımaktır.
O olumsuzluk o kadar uzun süre orada yerleşmiştir ki, büyük olasılıkla zihinde ve kalpte aşınmalar yapmıştır. Bu aşınmaları temizleyeceğiz.

Tamam da temizlik malzememiz nedir?

Temizlik malzememiz sevgi ve aftır.
Çocukluk duygularına ulaşabiliriz

En güçlü iyileştirici gücümüz evrensel iyilik araçlarıdır. Sevgi ve af. Ancak sevgi ve afla temizlenmiş o zihin ve kalbe sağlıklı, olumlu düşünceleri yerleştirebiliriz.
Sağlıklı ve temiz kalmasını sağlayabiliriz.

Olay her neyse. Ne kadar iyi bir olaysa da, ya da ne kadar kötü bir olaysa da.
Mutlak olan şudur.
Mükemmel kötü bir olay değildir. Yani kusursuz bir olay değildir.
Kusursuz bir iyilik hali yoktur. Ve nasıl kusursuz iyilik yoksa, iyiliğin eksik olduğu yerlerde mutsuzluk vardır.

Peki bir olay her yönüyle kusursuz kötülükle dolu olabilir mi? Kusursuz kötü olay yoktur. Bu ne demektir?

Eğer bir şeyin içinde iyiliği aramaya başlarsanız onu bulursunuz. Eğer aradığınız kötülükse, tamam onu da bulursunuz.

Önce çamurları akmalı

her şeyin içinde iyiyi bulabilmek

Önce çamurları akmalı. Çocuk nasıl hissetmesi gerekiyorsa öyle hissetmeli, acıtan olumsuz duyguları salıp göndermeli.

Mutsuzluğunu, kızgınlığını akıtmalı.
Göndersin ki olaylara daha sakin ve yeni bir açıdan baksın.
İşte burada çocuğu sevgiyle doyurma zamanıdır.

Bunu çocuğu yeniden bilgilendirerek, yeni bir anlayış sağlayarak, hiç kimsenin sevgisini bulamazsa, kendisinin ve Tanrının sevgisini bulmasını sağlarım.

O halde zihnin bunu eleştirmeden, yargılamadan ve henüz olumsuzlukla tanışmadığı bir durumunda yapmalıyım.
Bu an ilk olayın öncesidir. Saf zihnin olduğu yerdir. Oraya aldığımız çocuğa her türlü olumlu bilgiyi verebiliriz.
Yani yeni bir bilinç oluşturabiliriz. Çocuğun kendi değerinin olduğu, yaşamında başına gelecek her olayın, onun gelişmesine ve hayatı öğrenmesine yönelik olduğu telkinlerini veririm.

Bu konuda daha ayrıntılı bilgi için Geçmişin Hipnozunu Bozmak adlı kitabımı okumanızı tavsiye ederim. Eğer türkiye'ye gelirse Secret adlı filmi izlemenizi de hararetle tavsiye ederim.

Neden Hipnoz Tedavisi iyi bir Yöntemdir?

 HİPNOZLA TEDAVİ OLMANIZ İÇİN 10 ÖNEMLİ NEDEN

1. Hipnoterapide iyileşme daha tedavi anında başlar.

Terapistin sizin için harcadığı her an sizin değişiminizi bir adım daha olumlu yöne getirir.
Halbuki ilaçla tedavide iyileşeceğinizin ne zaman olacağı hakkında bir bilginiz yoktur.

2. Hipnozun yan etkisi kişinin kendini daha iyi hissetmesidir.

Seans sırasında ve sonrasında kendinizi daha rahat, daha mutlu, daha gevşemiş ve huzurlu hissedersiniz. Ve bu hisler kalıcıdır. Bir insan sesi ne kadar zarar verirse hipnozda ancak o kadar zarar verir.
Halbuki ilaçla tedavide başınıza neler geleceği belli olmaz. Mideniz delinebilir, böbrekleriniz çürüyebilir, allerjik reaksiyonlar olabilir. ABD de bir numaralı ölüm nedeni ilaçların yan etkisidir.

İlaçların ne kadar yaşamı tehdit edici olduğunu öğrenmek için tıklayınız.

3. Hipnozda tedavi seans esnasında gerçekleşir.

hipnoz kadar rahat başka bir tedavi varmı

Hipnozda terapistiniz sizi verilen önerileri yerine getirip getirmeme konusunda suçlayamaz. Çünkü o anda orada seansta birlikte çalışırsınız ve sizin verilen telkin ve önerileri kabul edip etmediğiniz o anda bellidir. Tedavi sadece hipnoz seansı boyunca hastaya bir sorumluluk yükler. Daha sonraki değişim otomatik ve kendiliğindendir.
Halbuki standart ilaçla tedavide hastaya büyük sorumluluk yüklenir. Düzenli alması gereken ilaçlar vardır. Diyeti vardır. Eğer iyileşmezse doktorunuz mutlaka onun verdiği programa uymadığınız yerleri bulup çıkarır ve topu hastaya atar. Doktorun sorumluluğu yazdığı reçete ile sınırlıdır.

4. İyileşme gittikçe artan bir ivmeyle devam eder.

Hipnozla tedavide alınan her olumlu sonuç bilinçaltının uyumunu ve kişinin iyileşme beklentisini arttırır. İyileşme gittikçe artan bir ivmeyle devam eder.
Halbuki standart tedavide doktorun koyduğu teşhis doğrultusunda iyileşme şansı bellidir. İlaçlar etki etmezse, ya da hastalık ilerlerse.. vs gibi doktorunuz size hep korkutucu ve olumsuz bilgiler yükler. Çünkü ilerde olabilecek bir terslik durumu için şimdiden kendini emniyete alması gerekir. Hiçbir doktor suçun kendisinde olmasını istemez.

5. Hipnozda hastalıklar sadece çözülebilir sorunlardır.

Hipnozla iyileşmiş en az bir olumlu durum varsa, örneğin bir kanser hipnozla iyileşmişse, artık her kanserin hipnozla iyileşme şansı vardır. Yani hipnozda istisna yoktur.
Aksine her türlü durumu değiştirme inancı vardır. Hipnozda hastalık yoktur. Sorun vardır ve geldiği gibi gider.
Halbuki günümüz tıbbı istisnaları göz önüne almaz. Tesadüflerle ilgilenmez. Beklenmedik iyileşmeleri göz ardı eder. Ölmesi gereken bir hasta zamanında ölmediyse acaba hangi etkenler bu hastayı kurtardı diye bakmaz. Acaba neden ölmedi diye düşünmez. Yakında nasılsa ölecek sadece zamanı yanlış hesaplamış olabiliriz diye düşünür. Tıp kendiliğinden olan iyileşmeleri sevmez. Şanına gölge düşüren durumlardır. Tıpta her şey istatistiktir. Meme kanserinden 5 yıl içinde ölme şansı yüzde 75 se tabiki %25 kişi kurtulacaktır. İstatistikler böyle söyler. Kurtulanlar sadece istatistikleri doğrular.

6. İyileşmeyi sağlayan zihindir.

hipnoz zihini böyle düzenli bir bahçeye çevirir

Hipnozla tedavi yapan bir kişi vücudun ve zihnin iyileşme gücüne güvenir. İyileşmeyi sağlayan zihindir, bedenin kendi işleyişidir. Bedende düzelmeyecek hiç bir bozukluk yoktur. Amaç iyileşmenin önündeki engel ve inançları temizlemektir. İnancın iyileştirici gücüne inanır.
Halbuki standart tıp her türlü farklı tedavi yöntemine baştan olumsuz yaklaşır. Hastalık bedenin fiziksel ve kimyasal bir bozukluğudur ve ancak keserek, biçerek, içine yabancı kimyasal maddeler tıkarak düzelir diye inanmıştır. Gerisini şarlatanlık olarak kabul eder.

İnancın gücünün bilimsel kanıtları için bakınız.

7. Hipnoz tedavisi bir canlını verdiği doğal bir savaşımdır.

Hipnozla tedavi olmak bir ayrıcalıktır. Aklını kullanmak, aklına güvenmektir. Hipnozla tedavi yerleşik kurallara ve zorlamalara karşı gelmektir.
Tıp ise kişinin aklıyla iyileşeceğine güvenmez. Akıl sadece doktorun dediklerini yapmak, ilaçları düzenli almak, en iyi tedaviyi değil, en iyi hastane ve doktoru bulmak için gereklidir

8. Hipnoterapi hastalığın gerçek nedenini bulur ve tedavi eder.

Hipnozla tedavi olan kişi neden hasta olduğunu öğrenir, tekrar hastalanmamak, vücudun düzenini bozmamak için neler yapılması gerektiğini bilir.
Tıp ise hastalığı kaçınılmaz bir son olarak görür. Herkesin genetik şifrelerinde hangi hastalıklara yakalanacağı kayıtlıdır ve er geç kişi bu hastalığa yakalanacaktır.

9. Hipnoz için kötü kader yoktur.

iyileşme iç düzeni bulmaktır

Hipnozla tedavi olan kişi sadece ve sadece kendi gücüne güvenir. Kendi içindeki iyileştirici gücü öğrenir.
Klasik tedaviyi seçen bir kişi kendini ilaçlara bağımlı kılar. Kendinde bir sorumluluk görmez. Hastalık bir kaderdir ve ilaçlar ve doktorlar onu iyileştirecektir.

10. İyileşme kısa sürede ortaya çıkar.

Hipnozda kısa süre içinde sonuç alınır.
Halbuki klasik tıp iyileştirmek için değil sadece öldürmemek için tedavi etmeye çalışır. Bu nedenle hastalık ömür boyu sürer.

 

 

 

 

 

 


Geri Dön

 
 
Hoşgeldiniz
Hakkımızda
Hipnoz Servisleri
Hipnoterapistlerimiz
Hipnoz Eğitimleri
Sık Sorulan Sorular
İletişim
 

Üyemiz Olun

» Özel yazı dizilerimizi okuyabilirsiniz.
» İlk çıkan kitap/cd/dvdlerimizi ilk edinen siz olun.
» Tüm haberlerimizi ilk bilen, ilk okuyan siz olun.
» Ve daha fazlası...

Üyelik Hakkında Bilgi almak için tıklayınız.


E-Posta Bülteni
İletişim ve Haber Grubuna Katıl


Üye Paneli
Kullanıcı Adı:
Şifre:

» Ödeme Bildirim Formu

 

 

Medikal Hipnoz
Ana Sayfa
Hakkımızda
Haberler
Destek
İletişim

Katalog
Kitaplar
CD ve DVDler
Seminer Kayıtları
Makaleler
Ücretsiz Hizmetler
Üyelik

  Tüm hakları saklıdır.
Kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. © 2008
Site Tasarım ve Yazılım:
3 Ünlem Tasarım, Plasma Bilgisayar